Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Günümüzde devrimin geri dönüşüne şahit oluyoruz. Ancak bu dönüş, görünüşte devletin ele geçirilmesi, partinin politik temsili, proletaryanın merkezî konumu veya öncülerin liderliği gibi geleneksel formlardan hiçbirini almıyor. Zapatistalar iki tip devrim arasındaki ayrımın altını çiziyor: baş harfi büyük Devrim ve baş harfi küçük devrim (Marcos 2004, 164). “Baş harfi büyük” ve “baş harfi küçük” devrim kavramları arasındaki ayrım, radikaller için deiktik (indeksel, gösterimsel, anlamı geçtiği bağlama göre belirlenen, kullanırken anlam kazanan ifadeler) gerilimin simgesel bir ifadesi (Crimethinc). Bir yandan iki kelime de fonetik olarak aynı ve ortak bir toplumsal mücadele tarihini taşıyorlar. Diğer taraftansa bu iki kelime semantik olarak oldukça farklı ve birbirinden önemli ölçüde farklı tarihsel ve politik yörüngeleri ifade ediyor. Bu şekilde, “D/devrim” düşüncesi mutlak bir gösteren olmaktan çok semantik bir Möbius şeridi gibi, aynı anda hem kesintisiz bir tek yüzlü izlek, hem de kesintili bir iki yüzlü izlek görünümünde karşımıza çıkıyor.

Bugün radikaller bu iç içe geçmiş iki devrim yörüngesinde, baş harfi büyük ve baş harfi küçük devrim yörüngelerinde kendilerini hem birleşmiş hem de bölünmüş durumda buluyor. Baş harfi küçük devrim, geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde giderek artan bir şekilde rastlanan en az dört devrimci stratejiyle tanımlanabilir. Bunlardan ilki, iktidarın kesişim analiziyle ilgilenir ve devrim için tek bir mücadele ekseni tanımlanamaz (politik, ekonomik, kültürel veya çevresel). Hiçbir eksende, diğer eksenlerin zararına bir mücadele verilmeyecektir. Bu doğrultuda, devrimin de hiçbir “ayrıcalıklı öznesi” olmayacaktır (örneğin beyaz, işçi sınıfı, heteroseksüel erkekler). İkinci strateji ise prefigürasyon (öntasarım, Prefigüratif siyaset: Ulaşılmak istenen gelecekteki toplumun bugünden yansıtılmasını amaçlayan örgütlenme ve sosyal ilişki biçimleri.) ile ilgilidir. Burada devrim yalnızca devlet politikalarına, üretim biçimlerine, kültürel normlara veya çevresel yıkıma karşı duran zıt kurumlar yaratmayı amaçlamaz. Bunun yerine, bu kurumlara ek olarak, çağdaş devrimci strateji, (yalnızca yerel dahi olsa) devrimcilerin devrimden “sonra” görmek istedikleri yeni toplumsal ilişkileri inşa eden alternatif, devlet dışı kurumların yaratılması ihtiyacının altını çizer. Üçüncüsünde, katılımcı politikanın altının çizildiğini görürüz. Devrimci strateji, halkı etkileyen kararların alınma süreçlerine halkın doğrudan katılımını gerektirir. Bu strateji, Zapatistalardan İşgal hareketine kadar dünyanın her yerinde baş vurulan halk meclislerinde, konsensüs karar alma süreçlerinde ve sözcü kurullarında görülebilir. Son olarak, yataylığa olan stratejik bağlılık, devrimci ağların halk meclisleri arasında, merkezî bir otorite, program veya hiyerarşi olmadan bağlantılar kurulabilmesini sağlamıştır. Bu stratejinin örnekleri Dünya Sosyal Forumu’nda ve sosyal medyanın merkezî olmayan yerel ve küresel örgütlenme amaçlı kullanımında görülebilir.

Bu taktiklerin daha yakın tarihli kullanımları Alternatif Küreselleşme Hareketi, Dünya Sosyal Forumu, Indignados (Öfkeliler), İşgal Hareketi ve diğer kimi örneklerde görüldüğü şekliyle, pek çok radikalin günümüzde “ilk postmodern devrimciler” dediği Meksika, Chiapas’taki Zapatistalardan etkilenmiş ve ilham almıştır (Burbach 1994, 113–24, 205). Bu taktiklerin yeniden su yüzüne çıkmasının muhtemelen bir nedeni de küresel kapitalizmin giderek büyüyen finansal ve neoliberal “kalkınma” modeliyle ilgilidir. Meksika pek çok bakımdan neoliberalizmin ilk laboratuvarlarından biriydi. Bu nedenle, yeni devrimci stratejinin de ilk laboratuvarlarından biri olması şaşırtıcı değildir. Tabii ki, bu dört stratejiyi ilk kullananlar Zapatistalar değildi, esasen anarşistler, feministler ve kimi yerli gruplar bu stratejileri on dokuzuncu yüzyıldan beri farklı biçimlerde kullanmaktaydı. Ancak David Graeber’in “Yeni Anarşistler” adlı makalesinde ileri sürdüğü gibi en önemli fark, doksanların ortalarına ve sonlarına kadar bu stratejilerin bu denli yaygın olmamasıydı (Graeber 2002, 61-73). Ancak, bu dört devrimci stratejinin sentezi ve yayılması Zapatizmonun yükselişi ve etkisiyle olmuşsa da bu durum baş harfi büyük ve baş harfi küçük “devrim” arasındaki gerilimi hiçbir surette ortadan kaldırmadı (Nail 2013, 20-35). Bilakis radikaller, tam da baş harfi küçük stratejilerin artan yaygınlığı nedeniyle, bu gerilimle her zamankinden daha çok karşılaşmaktadır.

Üstelik, en az iki çeşit baş harfi küçük devrimci stratejiden bahsedilebilir: toplumsal stratejiler (yukarıda sayılanlar gibi) ve daha bireyci stratejiler (Crimethinc ve Medeniyet Karşıtı Anarşistler tarafından popülerleştirilen ve tarihsel olarak çok daha öncesinden Max Stirner, Ernest Coeurderoy ve Joseph Déjacque gibi anarşist kuramcılar tarafından savunulanlar gibi) (Landstreicher ve ark. 2014). Bireysel devrimci stratejiler, alternatif kurumlar inşa etmekten çok devrimci hayatlar yaşamaya odaklanırlar. Onlara göre herhangi bir devrim olacaksa bu, gündelik hayatlarımızdan başlayarak aşağıdan yukarıya inşa edilmelidir. CrimethInc’in yazdığı gibi “devrim … tek bir an değil, bir yaşam şeklidir” (Crimethinc). Ya da Raoul Vaneigem’in ifadesiyle “gündelik hayattan açıkça bahsetmeden devrimden ve sınıf mücadelesinden bahseden insanlar, aşkın düzeni yıkıcılığını anlamayan, kısıtlamaları reddetmenin gerekliliğini anlamayan insanlar, bu insanlar ağızlarında birer ceset taşıyorlar” (Vaneigem 2001, 26).

Günümüzde çağdaş radikal çevrelerde öne çıkmalarına rağmen, bu gibi anarşizan “baş harfi küçük” stratejilerin her zaman bir “devrim” tanımı yapmadığını unutmamak gerekir. Tarihsel olarak devrim etimolojisi ve düşüncesi, tam anlamıyla devletin etrafında “dönedurmuştur.” Aristoteles “devrim” kelimesini hiç kullanmamış olsa da (gerçi μεταβολή, “değişim” sözcüğü sıklıkla “devrim” olarak yanlış çevrilmiştir) Aristoteles’in politik değişime dair temel kuramı, binlerce yıl boyunca hâkim kuram konumunu korumuştur. Aristoteles’e göre yalnızca iki tür politik değişim vardır: devlet kurumunun türleri arasındaki değişim (demokrasi, aristokrasi, oligarşi ve monarşi) ile devlet kurumu içerisindeki değişim. Machiavelli’den Mao’ya politik kuram, temel devletçi devrim tanımının kinetiğini takip eder: “devlete dönüş.” Aristoteles’e göre kurum (καθίστημι) göreceli bir durağanlığın “yerleştirilmesi,” “kurulmasıdır” ve “devlet” kelimesiyle aynı kökten (*stā-) gelir. Çatışmalı güçler arasındaki durağanlıksa polis veya şehir devletini (πόλις) ortaya çıkarır. Bu sözcük “politika” kelimesiyle aynı kökten gelir (*pelə-, kale, hisar anlamına gelir). Dolayısıyla Aristoteles’e göre politika, duvarlarla çevrili bir şehir devletinin kurulmasıdır ve de devrimler bu merkezî olarak sınırlandırılmış noktanın kurumsal değişimleridir: Halk, bu merkezin eksenine karşı veya bu eksende devinir. Böylelikle devletin politik hareketi, teorik ve pratik olarak, devletin merkezî noktası etrafındaki bir rotasyon olarak tanımlanmıştır. Mao’ya göre de “silahlı güçlerce iktidarın ele geçirilmesi, sorunun savaşla çözümü, devrimin merkezî görevi ve en üst formudur” (Mao [1938], 548).

İngilizcedeki “revolution” (devrim) kelimesinin on altıncı yüzyıldaki politik dönüşümleri tarif etmek amacıyla ilk kullanımından, yirminci yüzyılın Rusya, Almanya, Fransa ve Çin’deki sosyalist devrim ya da yakın-devrimlerine kadar Aristoteles’in döngüsel kinetiği baskın konumunu korumaktadır. Hannah Arendt şöyle yazar:

“Devrim” sözcüğü kökeni itibariyle restorasyon anlamına gelirken bizim için bunun tam da zıddı olması, yalnızca semantiğe dair bir gariplik değildir. On yedinci ve on sekizinci yüzyılların devrimleri, bize yeni bir ruhun, modern çağın ruhunun kanıtlarını sergiler gibi görünse de restorasyon amaçlı yapılmışlardı. (Arendt 1963, 43)

Kastedilen, söz konusu dönemde hiçbir devlet dışı kuram ya da uygulamanın olmadığı değildir, yalnızca en yaygın olanların bunlar olmadığı söylenmektedir. Ne var ki, yirmi birinci yüzyılın devrimci mücadelelerindeki eğilim, Aristotelesçi modeldense, tarihsel olarak “baş harfi küçük,” devlet dışı ya da devlet karşıtı gelenekle, yerli mücadeleleriyle, köle isyanlarıyla, köylü başkaldırılarıyla, korsanlarla ve anarşistlerle ilişkilendirilen bir gelenekle çok daha fazla ortaklaşma yönünde.

İronik bir biçimde bu yakın tarihli kaymaya, tam da klasik “baş harfi büyük” devletçi modelin “başarısı” yardımcı oldu. On dokuzuncu ve yirminci yüzyılların devrimleri “devletlere geri döndükçe,” hem devlet formunun hem de devletin devrimci bir eylemle ele geçirilmesi için egemen form olarak “parti” formunun politik sınırlılıkları daha da görülür hâle geldi. Teorik olarak, Engels’e göre partinin amacı “kendisini proletarya olarak feshetmek … ve devleti de devlet olarak feshetmek.” (Engels 1978, 713) ve bunun yanı sıra Lenin’in daha sonra eklediği gibi “devletin ilga edilebileceği koşulları” sağlamaktı (Lenin 1932, 94). Ne var ki tarihsel olarak, devletin kendisini veya kendisini mümkün kılan koşulların ortadan kaldırmak için kullanılması fikri başarısızlığa uğradı. Bundan dolayı Marksizm’in belki de en itibarsız yönü parti hâline geldi. Devrimci politikaları azaltarak devlet otoriterizmi ve bürokrasiye kaymakla suçlandı, devrimci kuramı dogmaya dönüştürmekle suçlandı, politik hayal gücünü, disiplinli bir düzene tabi kılmakla suçlandı. Devrimci parti-devlet adına, akla gelecek her türlü devletçi zulüm işlendi (politik idamlar, esir kampları, milliyetçi savaşlar, propaganda kampanyaları vb.). Eğer radikal aktivistler bugün artık sınıf partisinden, askerî tarzda bir disiplinden, öncülükten veya devletin ele geçirilmesinden bahsetmiyorlarsa (ya da Richard Day ve Zapatistalar gibi bunları açıkça reddediyorlarsa) bunun sebebi tam da bu stratejilerin, yirminci yüzyılın devrimci deneyleri tarafından itibardan düşürülmeleridir (Day 2005, 45).       

Döngüsel, baş harfi büyük devrim tanımıyla baş harfi küçük devrim arasındaki farklar, “devrim” kelimesine dair, halen bugün gerilim içerisinde bulunan iki önemli stratejik ve kinetik yoruma ışık tutar. Bir taraftan baş harfi büyük tanım statik bir merkez etrafındaki hareketi ve kendi devlet kurumunun döngüsel dönüşümünü temel alır. Özü itibariyle döngüsel ve merkezkaç bir politik hareket kuramıdır. Baş harfi büyük devrimde—kurum değişmiş olsa da— devlet formunun kimliği geri dönmektedir. Böylelikle devrim, devlet formunun kimliğine içkin bir farkı işaret eder. Diğer taraftan baş harfi küçük “devrim” tanımı ise dalga formunda birleşen, merkezsiz vektörlerin hareketini temel alır. Devlet dışı eğilimleri de göz önüne alındığında bu devrimci hareketlerin statik son noktalar olmadıkları, daha çok yörüngeler veya yönler gibi davrandıkları görülür. Merkezî bir komut, öncülük veya program olmadan amaçlarının peşine düşerler. Bunun yerine, yerel hareketleri, aralarında hareket eden bir dalganın ortak gücü olarak birbirlerini etkiler, birbirlerinden ilham alırlar. Bu durumda devrimde geri gönen şey, çemberin kimliği değil, kendine geri dönmenin değişken sürecidir. Burada devrim, devlet biçiminin kimliğine içkin bir fark değil, devletin dışına ilişkin ve böylelikle pek çok diğer toplumsal formu doğurabilir olmasıyla farklılık gösteren bir süreçtir. Bu durumda devrim, başlangıç noktasına (devlete) geri dönmez, merkezî olmayan bir yörüngede daha ileri bir noktaya gider. Günümüzde radikal sol içerisindeki pek çok kesimin önerdiği baş harfi küçük devrim tanımı, döngüsel politik hareketten kopma yönündeki bir stratejik kararı işaret eder, merkezî olmayışıyla farklılaşan ve tarihsel olarak minör kalmış politik hareketi olumlar.

Dikkatleri bu etimolojik ve tarihsel farka yönelterek bugünün radikalleri, döngüsel tehlikelere düşmeden parti, kurum ve devlet gibi diğer klasik politik kurumları tekrar ele alma şansına sahip olabilir. Ne de olsa, devlet dışı veya devlet karşıtı devrim tanımlarını da -tıpkı Möbius şeridindeki ikizleri gibi- belirli noktalarda mevcut parti ve devlet iktidarı ile boğuşma zorunluluğu var. Alternatif kurumların, devletin artık var olmadığı bir geleceği fikirlerinde canlandırmalarıyla devlet çözülüp yok olmayacaktır. Bu durumda yalnızca devrim kavramını değil, diğer politik formları da nasıl yeniden yorumlamak gerektiği açık değildir. Pek çok kuramcı ve aktivist, bu gibi yeni tanımlarla deneysel girişimlerde bulunmaya başladı, Alain Badio’nun anti-parti kavramı, Daniel Bensaïd’in Yeni Anti-Kapitalist Parti’si, Hugo Chavez’in devrimci Bolivarcılığı ve Zapatistaların Öteki Kampanyaları gibi. Bu süreçte, geleneksel devlet formuna ve dehşetine yenik düşmeyen “devrim” formlarına kuramsal ve pratik bir dönüşe olanak sağlayacak tarihsel kaynakları ortaya çıkarmamız söz konusu. Bu projeler ilerledikçe, baş harfi küçük devrim ile baş harfi büyük devrim arasındaki savaş, verimli bir çatışma alanına ve gerçek anlamda yeni bir politik çıkışa dönüşebilir.  

Ayrıca bkz.: Komplo, Talep, Gelecek, Umut, Politika, Prefigürasyon (Öntasarım?), Radikal, Zafer, Savaş.

 

Çeviren: Oğul Köseoğlu

 

Kaynakça:

Burbach, Roger. 1994. “Roots of the Postmodern Rebellion in Chiapas,” (“Chiapas’ta Postmodern İsyanın Kökleri”) New Left Review;

Burbach, Roger. March 1996 “For a Zapatista Style Postmodernist Perspective,” (“Zapatista Tarzı bir Postmodern Perspektif için”) Monthly Review, 47: 4-41;

Carrigan, Ana. 1995. “Chiapas: The First Post-Modern Revolution” (“Chiapas: İlk Postmodern Devrim”) The Fletcher Forum, 19 (1): 71-98;

Day, Richard. 2005. Gramsci is Dead: Anarchist Currents in the Newest Social Movements. (Gramsci Öldü: En Yeni Toplumsal Hareketlerde Anarşist Akımlar) Londra: Pluto Press

Graeber, David. 2002. “New Anarchists,” (“Yeni Anarşistler”) New Left Review, 13:61–73.

Landstreicher, Wolfi; Wilbur, Shawn ve Stone, Vincent. 2014. çev. Disruptive Elements: The Extremes of French Anarchistm (Yıkıcı Unsurlar: Fransız Anarşizminin Uçları) Ardent Press

Lenin, Vladimir İlyiç. 1932. State and Revolution (Devlet ve Devrim) New York: International Publishers

Mao, Zedong. 1938 “Problems of War and Strategy,” Mao’s Road to Power: Revolutionary Writings 1912-1949, Volume 1, (Mao’nun İktidara Giden Yolu: Devrimci Yazılar 1912-1949, Cilt 1 içerisinde “Savaş ve Stratejinin Sorunları”) ed. Schram, Stuart R. ve Hodes Nancy Jane. 1992 Armonk, N.Y.: M.E. Sharpe

Marx, Karl ve Engels, Friedrich The Marx-Engels Reader (Marks-Engels Okuma Kılavuzu), ikinci baskı, ed. Tucker, Robert C. 1978, New York: Norton

Nail, Thomas. 2013. “Zapatismo and the Origins of Occupy,” (“Zapatismo ve İşgalin Kökenleri”) Journal for Cultural and Religious Theory, cilt. 12 no. 3: 20–35.

See Crimethinc, “Why We’re Right & You’re Wrong: Towards a Non-D(en)ominational Revolution,” (“Neden Biz Haklıyız ve Siz Haksızsınız: Sınıfsız/Hakimiyetsiz bir Devrime Doğru”) Harbinger 4, http://www.crimethinc.com/texts/harbinger/infighting.php.

See Crimethinc, “Why We’re Right & You’re Wrong: Towards a Non-D(en)ominational Revolution,” (“Neden Biz Haklıyız ve Siz Haksızsınız: Sınıfsız/Hakimiyetsiz bir Devrime Doğru”) Harbinger 4, http://www.crimethinc.com/texts/harbinger/infighting.php.

Subcomandante Marcos. 2004 Ya Basta!: Ten Years of the Zapatista Uprising (Ya Basta!: Zapatista İsyanının On Yılı) ed. Žiga Vodovnik. Oakland: AK Press.

Vaneigem, Rauol. 2001 The Revolution of Everyday Life (“Gündelik Hayat Devrimi”) çev. Donald Nicholson-Smith. Londra, Rebel Press

 

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.