Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Demokratik Modernite: Öncelikle bir tarım kooperatifinin sizin için ne ifade ettiğini açılayabilir misiniz?

Michael Albert: Herhangi bir kooperatif, bir grup insanın ortak bir şekilde bazı işleri gerçekleştirmek için bir araya gelmesidir. Bu bir araya geliş bir takım ayırt edici özelliklerin yanında genellikle mal sahibi olmaksızın yapılır.

Örneğin, bir tüketici kooperatifi süreç içindeki birçok masraftan tasarruf ederek gıdayı direkt olarak üreticiden temin eden ve sonra da bu ürünleri paylaşan ve genellikle aynı mahalle içinde bir arada yaşayan bir grup insandan oluşur. Bunun da ötesinde tüketici kooperatifi kendisini meseleler hakkında nasıl karar alacaklarına dair çeşitli yollar sunacak şekilde örgütleyebilir.

Kıyaslayacak olursak, gıda üretimi yapan bir kooperatif-bir tarım kooperatifi-  tüketicilere ulaşabileceklerinden çok daha iyi ürünlerin yetiştirilmesi için bir araya gelmiş ve tercihlerini kontrol edecek bir mal sahibinin bulunmadığı bir gruptur. Bununla birlikte, asıl kararlar sadece üretim hakkında değil, ne yetiştirileceği ve bunun nasıl yapılacağı ile bu konudaki bilgilendirmenin gerçekleştirilmesi gibi mevzulara dairdir. Ayrıca söz konusu kararlar kooperatif üyeleri arasında emek ve ücret paylaşımının, üretimin dağıtımı ve kararların nasıl alınacağı konularını da kapsar.

Peki, sizce bir tarım kooperatifi nasıl başlatılabilir?

Bunun için verilecek tek bir cevap yoktur. Örneğin, bir grup genç insan çok pahalı olmayan bir toprak parçasını satın alarak ya da devralarak bir kooperatif oluşturmaya karar verebilir. Ya da geniş bir çiftlikteki çalışanlar bir araya gelip toprağı sahibinden alarak kendilerini bir kooperatif olarak ilan edebilir. Geniş bir çiftlik ya da bir grup çiftlik artık yeteri kadar karlı görünmediği için sahibi tarafından bir maden şirketine satılabilir. Fakat bu durumda işçiler buna “hayır” diyerek toprağı ele geçirir ve üretime bir kooperatif olarak devam edebilir.

Daha sonra atılacak adımlar ne olabilir?

Kooperatifler ortak meselelere sahip olmasına karşın her kooperatifin ayrıca ele alınması gereken özgün bir durumu vardır.

Kooperatifleşmeye geçmiş bir grup öncelikle ne üreteceklerini, nasıl organize olacaklarını, işlerini nasıl yapacaklarını, üyelerinin emekleri karşılığında ne kadar kazanacaklarını ve üyeler arasında üretimi nasıl dağıtacağını belirlemek durumundadır. Kooperatifleşmeye karar verirken durum ne olursa olsun kooperatif üyeleri bunlara cevap geliştirmek durumundadır, dolayısıyla sonraki adım budur.

Bununla beraber, birçok kooperatifin başını ağrıtan bir sorun söz konusu tercihlerin dikkatli ve kendi durumunu gözden geçirecek şekilde yapılmamasıdır. Daha çok, ortada başka olasılıklar yokmuş gibi bir refleks ya da alışkanlık olarak değişimin gerekli olup olmadığını düşünmeden geçmişten kalma yöntemler uygulanıyor.

Çoğunlukla kooperatiflerde bir mülk sahibine tabi olmak istenmez. Kooperatifler demokrasi ister ve ayrıca herkes için adil bir gelir talep eder. Dolayısıyla, tarımsal ya da diğer türden olsun, çoğu kooperatif, malikliği reddeder ve en azından tüm üyelerinin menfaatini eşitlemek ve karar almak üzere herkesi bir araya getirmek için konsül ve meclisler oluşturur. 

Diğer yandan çoğu kooperatif işlerini alışageldik şekilde yürütüyor. Özellikle, kooperatifin bazı üyeleri gün be gün birlikte karar alma, planlama, maliye ve mühendislik gibi alanlarda iş paylaşımında bulunurken diğer üyeler yorucu, büyük oranda sıkıcı ve tekrarlı işlerle yükümlü oluyor.

Kooperatif üyeleri benzer geçmişlerden geliyor olsalar ve benzer tecrübeler edinmiş olsalar dahi zamanla karar alma işinde bilgileniyor ve yetkinleşiyorlar. Buna karşın yetki gerektirmeyen işleri yapan insanlar için bu türden istenen özellikler de can sıkıcı ve yorucu işlerden dolayı aşınıyor.

Yetkilendirilmiş insanlar kararlara hakim olmaya başlar. Gündemi onlar oluşturur, konuları onlar tartışır ve genel gündelik işlere onlar öncülük eder.  Yetki sahibi olmayanlar ise konsül toplantılarında, daha çok izleyici konumunda kalırlar. Talimatları izler ve sonuç olarak hiçbir şeyle ilgilenmezler.

Yetkilendirilmiş insanlar kararlar üzerindeki kontrolü ele geçirir ve daha sonra da kendilerinin daha iyi koşulları ve daha yüksek kazancı hak edecek kadar önemli olduklarını düşünürler. Bir süre sonra benim “koordinatör sınıf” olarak adlandırdığım bir sınıf ortaya çıkar ve bu sınıf “çalışan sınıf” olarak adlandırdığım bir diğer sınıfa hakim olana dek gelişir.

(…)

Koordinatör sınıfın üyeleri yeni patronlar haline gelir. Çalışan sınıfın üyeleri değişimin umut edilenden daha az istenilir ve belki de akılsızca olduğunu düşünür. Buradaki yanlışlık, emeğin ortak paylaşımını değerlendirmek için yapılan kötü tercihte saklıdır.

Belki de bizi kooperatif konusunun biraz dışına çıkaracak ancak bence üzerine konuştuğumuz konu, merkezi planlı ve koordinatör sınıfınca yönetilen pazar sosyalizmi ekonomilerinin hikayesi ve hatta özel mülkiyete doğru gerileyen aşınma süreci hakkında.

Tarımsal bir çalışmada kullanılacak araçlar nelerdir?

Daha önce hiç tarımsal bir çalışmaya dahil olmadığım için yalnızca televizyondan ya da romanlar yoluyla edindiğim izlenimler var. Ancak bence bunun için verilecek tek bir cevap yoktur. Bu, kooperatif üyelerinin yetilerinin yanında yerleşime, ulaşılabilir teknolojilere, ne üretileceğine ve kooperatifin maddi gücüne bağlıdır.

Traktör kullanılır mı? Ya da çeşitli tarım ilaçları? Örneğin kooperatif, üyelerinin çocukları için günlük bakım uygulamalı mı? Bir yandan bu, işçilerin gerçekleştirmek istedikleri şeyle ilgilidir. Diğer yandan kooperatifin maddi yeterliliği ile kendi topluluklarında ve ülkelerinde ulaşabileceklerine bağlıdır.

Bir kooperatifte gelirlerin eşit dağıtımının ve demokratik kararların olması gerektiğinden bahsettiniz. Belirttiğiniz noktaları…. 

Eğer bir kooperatifin amacı tüm üyelerinin yaşam standartlarını geliştirmekse elbette  bir ya da birkaç insanın malik olmasını ve ötekiler üzerinde hakimiyet kurmasını istemeyiz. Bu bence kooperatifleri destekleyen herkesin üzerinde en çok mutabık olduğu konu.

Olası bir kooperatifin üyeleri ayrıca tipik olarak gelirin kooperatife dahil olan kimseler arasında adil bir şekilde paylaştırılması gerektiğini kabul ederler. Fakat bunun fiilen ne anlama geldiğini netleştirmek gerekir.

Benim de katıldığım bir formulasyon şöyle: Bir üretim kooperatifin üyesi ne kadar çok çalıştığına, ne kadar zor işlerde çalıştığına ve hangi koşullar altında çalıştığına bağlı olarak gelir elde eder.  Bence bu eşitlikçi bir yaklaşım.   

Karar alama süreçlerine ilişkin olarak da bence demokratik olmak yeterli değil. Bunun yerine bir üretim kooperatifinin tüm üyelerinden oluşan bir konsülü olmalıdır. Eğer geniş bir kooperatifse takım halinde bölünmelere gidilebilir. Tüm kararların daha ileri bir kolektif özyönetimi amaçlayacak şekilde üreticiler tarafından alınması gerektiğini söylemeye çalışıyorum.  Bu, her üyenin olabildiğince hayatına etki eden kararlarda nispeten daha fazla söz söyleyebileceği anlamına gelir. Bazı konulardan daha fazla etkilenenler o konu hakkında daha fazla, daha az etkilenenlerse daha az söz söyler. Herkes  benzer şekilde etkilendiğinde bir kişi bir oy sistemi daha mantıklı hale gelecektir. Fakat bazen konsensüs gerekli olur. Yani esnekliğin ve etkin sürdürülebilirliğin temel ilkesi öz yönetimdir. Bunu gerçekleştirmenin yöntemi durumdan duruma farklılık gösterebilir.

Emeğin ortak paylaşımına ilişkin reddiyenin nedeni diğer üyeler günlük işleri ile yetkisizlendirilirken bazı üyelerin kendi aralarındaki yeti, bilgi ve sosyal iletişim aktarımı yoluyla sınıfsal bölünmenin oluşmasıdır.

Bir kooperatifin ürünlerinin dağıtımı için neler söylersiniz?

Bu, mevcut toplumların sınırları içinde kurulu hemen hemen tüm kooperatifler için büyük bir problem.  Kendilerini bir anda ürünlerini pazarda satmak zorunda kalmışken buluyorlar. Pazar paylaşımı için rekabet etmek zorundalar.  Ucuza alıp pahalıya satarak kazançlarını büyütmek zorundalar.  Bunun kişilikler üzerindeki negatif etkisini  ve pazarın toplum açısından sonuçlarını açık bir şekilde biliyoruz fakat bu ayrıca kooperatiflerin kendisi için de yıkıcı. Pazar, kooperatif üyelerini, üyelerin temel isteklerine karşıt bir zihniyete ve teşvike maruz bırakmaktadır. Onları kendi masraflarından dahi kesmeye, komşularına maliyet çıkaran kendi kirliliklerini temizlememeye ya da gerekenden daha az üretmeye zorlamaktadır.

Aynı şekilde, emeğin ortak paylaşımı kooperatifin çalışan sınıfının isteklerini altüst eder. Özellikle, pazarlar gider tasarrufundan bağımsız koordinatör bir sınıfı oluşturur.

Bir kooperatif için alternatif, müşterileri ile yüz yüze iletişim kurmak; fiyatları, prosedürleri ve ürünleri ortak yarar için müzakere etmeye çalışmaktır. Katılımcı planlama olarak adlandırılan bu paylaşımcı, müzakereci yaklaşımın merkezi planlamanın ve pazarın yerini alması gerekir.

Sonuç olarak benim için, tarım ya da herhangi bir üretim kooperatifinin tümüyle ekonominin küçük bir örneği olduğu ortaya çıkmaktadır ve burada üyelerin projelerini nasıl geçekleştirebileceklerine dair seçimleri bütünlüklü ve istenen bir ekonominin nasıl oluşturulması gerektiğine ilişkin tercihlere neden olur.

  

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

CEVAP VER