Cumartesi, Mayıs 25, 2019
Düşünce tarihinde Kant (1724-1804) en önemli duraklardan biridir. Her şeyin dinsel dogmalarla tanımlandığı bir dönemden, katı-bilimsel dogmalara sığınılan bir evreye geçiş zamanında yeni bir bakış açısı önerir. Gelişen fizik bilimi belki ön kabullerden hareket etmekteydi: Olup biten her şey daha önceki bir başka şey tarafından belirlenmiştir; koşullar sonucu belirler....
Aydınlanma esinli modernizmin temel iddiasına göre hurafelerin, batıl inançların, cehaletin, her şeyin belirleyicisi olan tanrısal hâkimiyetin hüküm sürdürdüğü bir dünyanın yıkılıp bozulmasıyla yerine gelecek olan akıl yasalarının hâkim olduğu bir dünya tasavvurunda insanlık karanlıklardan aydınlıklara taşırılabilecektir. O nedenle de eskiye ait değerlerin kategorik olarak reddi gerekiyordu. Zira eskinin tutulacak...
Dinle Marksist!/Proletarya Miti* Geçmişin ideolojik enkazlarını bir kenara bırakalım ve sorunun teorik kökenlerine gelelim. Çağımız için, Marx'ın devrimci düşünceye en büyük katkısı, onun toplumsal gelişme diyalektiğiydi. Marx ilkel komünizmden özel mülkiyet aracılığıyla özgürleştirici bir teknolojiye dayanan komünal bir toplum olarak daha iyi bir yapıdaki komünizme seyreden hareketi açığa çıkardı. Marx'a...
  Bizler, insanların birbiriyle ve dünya ile karşılıklı bağımlılıklarını tanıyan ve dikkate alan ekonomi sistemleri geliştirmek adına hâli hazırda yapmakta oldukları şeylerle ilgileniyoruz. Gittikçe daha fazla kapitalistleşen yerkürenin yüzeyini kazıdığınızda (hatta bazen kapitalist işletmelerin kendi içlerinde bile), şaşırtıcı bir dayanışma-temelli ve komünal mantıkla hazırlanmış plan ve programlarla karşılaşabilirsiniz. Bu üretken...
“’Devrimci’ sıfatı, yalnızca özgürlüğü amaç edinmiş devrimlere verilebilir.” Robespierre devrimden dört yıl sonra kendi yönetimini “özgürlük despotizmi” olarak tanımladığında, Condorcet, yukarıda alıntıladığımız müthiş özetlemeyi yapar. Hem etimolojik olarak hem de tarihsel dönüşüm serüveni içerisinde Devrim kavramından ne anlamamız gerektiğine dair pek çok açıklama çabası olmuştur. Özetlersek bu anlamlandırma çabalarını iki...
Resmi tarih okumaları daha çok bir takım ezberlere dayanır. Yaşanmış bitmiş olaylar ve olgular kronolojik bir şekilde dizilir. Tarihlerin önem sıraları belirlenir. Bu ezberler tarihsel-toplumsal olayların hikaye edilmesi şeklinde nakledilir. Ancak bu tarihsel toplumsal olayları kimin hikaye ettiği önemlidir. Yani toplumların hafızası olan tarihe nereden bakıldığı belirleyicidir. Bu hafızanın...
“Başlangıçta insanlar sevgiyle beslenir ve saadet yuvalarında otururlardı. Yaptıkları şey Dharma’dı. Ardından Varna ayrıştı kimilerinin Varna’sı iyi kimilerinki ise kötüydü. Ve Varna’sı iyi olanlar Varna’sı kötü olanları aşağıladılar. Kibir doğdu ve onun doğuşuyla Varna öldü. Ve onunla, o güne dek beslendikleri sevgi ve bal kurudu. Yeni besin kaynakları aramaya...
Michael Löwy* Musevi İncil'i (Hıristiyanlıkta "Eski Anlaşma" ya da "Eski Ahit"), geleneksel Katolik doktrine göre Latin Amerika'nın kurtuluş teolojisinde çok daha önemli bir yer tutar. Gerçekten de, Vatikan tarafından yapılan eleştirilerden bir tanesi – Kardinal Ratzinger’in İnanç Doktrini Kurulu – kurtuluş teolojisinin (KT) "Yeni Anlaşma'nın radikal yeniliğini inkar ettiği" üzerinedir. Kurtuluş...
Uygarlığın alacakaranlığına bakmak ve görmek için, önce devletin nasıl üretildiğine bakmak anlamlı olabilir. Eğer bu alacakaranlığın nasıl üretildiği bilince çıkarılırsa, devletin varlığı ve bu varlığının nasıl bir gerçekliğe tekabül ettiği de daha iyi anlaşılır olacaktır. Unutulmamalıdır ki, "Toplumlar, insanlarca oluşturulduğu gibi kendinde insan bireylerini inşa eder, oluşturur." Bu, sosyal yapı...
Ekolojik Demokrasi, Komünler, Kolektifler ve Kooperatifler -ne yazık ki- kutsal kelimeler halini aldı. Hemen herkes ‘çok doğru’ diye başlayıp ‘ama’ ile devam ediyor ve ardından ekliyor, ‘Tabii ki hemen değil bir süreç’. Bu ‘süreç’ dediklerinde de bir kaç ay filan değil yüz yıl kadar, en azından iki-üç on yılı...